Demir Çağı
Demir Çağı

Demir Çağı Tarihi

     Demir Çağı, insanlık tarihinde milattan önce 1200’lü yıllarda başlayan bir dönemdi. Bölgeye bağlı, tam tarihinin değişmesiyle beraber bu çağ, Taş Devri ve Tunç Çağı‘nı izledi. Çağ boyunca; Avrupa, Asya ve Afrika’nın birçok yerinde insanlar, Demir ve çelikten aletler ve silahlar yapmaya başladı.

Demir Çağı, insanlık tarihinde milattan önce 1200’lü yıllarda başlayan bir dönemdi.
Demir Çağı, insanlık tarihinde milattan önce 1200’lü yıllarda başlayan bir dönemdi.

     Antik Yunanistan, dahil olmak üzere bazı toplumlar için Demir Çağı’nın başlangıcına bir kültürel gerileme dönemi eşlik etti. İnsanlar Tunç Çağı boyunca Demiri ara sıra eritmişlerdi, ancak muhtemelen Demiri daha az değerli bir metal olarak gördüler. Demir silahlar ve aletler, bronzdan yapılma olanları kadar sert veya dayanıklı değildi. İnsanlar Demiri karbonla ısıtarak çok daha sert bir metal olan çeliği yapmayı öğrendikten sonra Demir kullanımı daha yaygın hale geldi. Tunç Çağı’nda Anadolu’da yaşamış olan Hititler, belki de ilk çelik yapanlardı. Akdeniz bölgesi ve Yakın Doğu’da, günümüz Yunanistan’ındaki Miken uygarlığı ve ülkemiz topraklarındaki Hitit İmparatorluğu da dahil olmak üzere birçok önde gelen Tunç Çağı medeniyetinin çöküşüyle Demir Çağı’nın başladığı kabul edilir.


Erken Demir Çağının Etkileri

     Çağ başlamadan önce; Troya ve Gazze gibi antik kentler tahrip edildi, ticaret yolları kaybedildi ve bölge genelinde okuryazarlık azaldı. Bunlar Bronz Çağı krallıklarının çöküşünün nedenlerinden olsa da tarihi kayıtlar tam anlamıyla çağın bitimini belirsiz kılıyor. Arkeolojik kanıtlar, Doğu Akdeniz bölgesinde milattan önce 1250’den 1100’e kadar 150 yıllık bir süre boyunca art arda şiddetli kuraklıklar yaşandığını gösteriyor. Depremlerin; kıtlık, sosyopolitik huzursuzluk ve göçebe kabilelerin istilasının da çağın bitiminde rol oynadığı kabul ediliyor.

Erken Demir Çağı başlamadan önce; Troya ve Gazze gibi antik kentler tahrip edildi, ticaret yolları kaybedildi ve bölge genelinde okuryazarlık azaldı
Erken Demir Çağı başlamadan önce; Troya ve Gazze gibi antik kentler tahrip edildi, ticaret yolları kaybedildi ve bölge genelinde okuryazarlık azaldı

     Bazı tarihçiler, ticaret yollarındaki bir kesintinin, bu dönemde bronz yapmak için kullanılan bakır veya kalay kıtlığına neden olabileceğine inanıyor. Sonuç olarak metal ustaları alternatif olarak demire yöneldi. Pek çok bilim insanı, Demir Çağı bitiminin ise milattan önce 550 civarında, “Tarihin Babası” Herodot’un “Tarihler” i yazmaya başladığı zaman olduğunu söylüyor. Bununla beraber Demir Çağı’nın bitiş tarihi bölgeden bölgeye göre değişiyor. Demir Çağı’nın Batı Avrupa ve Orta Avrupa’daki sonu, tipik olarak MÖ 1. yüzyılda Roma fethiyle eş zamanlı olarak tanımlanıyor.


Anadolu’da Demir Çağı Devletleri

     Anadolu’da, Demir Çağı sürecinde Geç Hitit Kent Devletleri, Urartular, Frigler, Lidyalılar ve Likyalılar yer aldı. Çağ boyunca Anadolu sayılan uygarlıklara ait birçok beyliğin yönetimi altındaydı.

     Güneydoğu Anadolu, Doğu Akdeniz ve kısmen İç Anadolu bölgelerinde Hititler bulunuyordu. Orta Anadolu’da Frigyalılar, Batı Anadolu’da Lidyalılar, Doğa Anadolu’da Hurrilerden köken olan Urartular, Güneybatı Anadolu’da Likyalılar ve Ege’de İyonyalılar uygarlıklarını sürdürüyordu. Bu topluluklar; var olduğu süre boyunca günümüz insanlığına birçok katkıda bulundu. Hititlerin milattan önce 12. yüzyılın başlarına doğru yıkılması, Anadolu’da bir kaos ortamı oluşturdu. 400 yıllık bir zaman diliminden sonra sosyopolitik çalkantılar yaşandı.

Anadolu’da, Demir Çağı sürecinde Geç Hitit Kent Devletleri, Urartular, Frigler, Lidyalılar ve Likyalılar yer aldı.
Anadolu’da, Demir Çağı sürecinde Geç Hitit Kent Devletleri, Urartular, Frigler, Lidyalılar ve Likyalılar yer aldı.

     Bununla birlikte, Anadolu’ya yayılmış kültür bütünlüğü sona erdi. İmparatorluğun sağladığı refah, göçebe halkların bölgeye girmesiyle sarsıntıya uğradı. Hititlerin, o zamanki düşmanlarından Kaşkalar, Kızılırmak’ın kuzeyindeki tüm İç Anadolu’yu ele geçirdi. Ayrıca Aramiler Güneydoğu Anadolu’ya, Muşkili halk Doğu Anadolu’nun batısına, Trakyalı göçmenler Batı Anadolu’nun kuzeyine yerleşti. Anadolu’daki bu kaos ortamına, kıtlık ve yağmacıların baskısı eklendi. Tüm olumsuzluklar etkisinde Hitit başkenti Hattuşa ve birçok siyasal merkez yeri yıkıldı ve ıssızlaştı. Küçük yerleşim birimleri de kendilerini gerilemekten alı koyamadı. Zamanın Hitit Kralı, dini anıtların yapımını durdurdu ve bu vesileyle Hitit çivi yazısının ve halkın kullandığı seramik ile kendi dillerinin yavaş yavaş yok olmasına vesile oldu. Tüm bunlarla beraber Demir Çağı, Anadolu’da karanlık bir dönem olarak başladı.

Dikkatinizi Çekebilir;  Roza Shanina Kimdir?- Genç Sovyet Ölüm Meleği⚔️

Hititlerin Yıkılışından Sonra Anadolu’da Kaos İçinde

     Anadolu’da, Hititlerin yok olduğu ve bölgenin yeni güçler arasında paylaşıldığı bir dönem yaşandı. Bu paylaşımlar esnasında, birtakım çekişmeler oldu. Dönemin çekişmelerine, Demir madeninden yapılmış silahlar aracılık edecekti.

     Anadolu’da tunç işlemesinden Demir teknolojisine kesin dönüş, Erken Demir Çağı’nın sonları veya Orta Demir Çağı’nın başlarında gerçekleşti. Bu dönüş, büyük oranda Frigyalılar ve Urartu uygarlıklarınca sağlandı. Ancak Urartular sahip oldukları doğal kaynaklar sayesinde bu alanda öncü konumundaydı. Jeolojik yapısı sayesinde Demirin yanında bakır, kurşun ve altın ile gümüş gibi değerli madenlere de sahip olan Asurlular, Demir Çağı boyunca büyük etki yarattı. Kaynakları ellerinde barındırmanın dışında Asurlular, savaş malzemeleri üretmek için büyük Demir işleme atölyeleri kurdu. Bunun geri dönüşü olarak Ön Asya ticaretinde etkin ve baskın bir rol oynadı.

Asurlular, Demir Çağı boyunca büyük etki yarattı.
Asurlular, Demir Çağı boyunca büyük etki yarattı.

    Demir silahların tunçtan olanlar karşısındaki açık üstünlüğü, Asur krallarının çeşitli seferler yapmasını ve başarılı sonuçlar almasını sağladı. Milattan önce 1273 ila 1244 yılları arasında hükümdar olan I. Salmanasar döneminde demir yataklarına sahip olmak için seferler düzenlendi. Van Gölü Havzası’nda bulunan demir yatakları, tarihi kayıtlara göre o dönemde altından bile daha değerliydi.

Demir Madeni Kullanımı Yaygınlaşması

    Bu dönemde, diğer uygarlıklarda da Demir madeninin kullanımı giderek yaygınlaştı. Milattan önce, 9. yüzyılın sonlarına doğru artık hemen hemen tüm aletlerin ve silahların yapımında Demir tercih ediliyordu. Bu denli tercih edilmesi, çoktan Tunç Çağı’nın Anadolu’da bitmesini ve Demirin giderek ucuz bir metal durumuna gelmesini, beraberinde getirdi.

     Öyle ki bu dönemin, ilerleyen safhalarında gerçekleşen Demir metalinin giderek ucuzlaması, insanlık tarihinin en önemli gelişmelerinden biri olarak kabul edildi. Savaş, tarım ve araç gereç endüstrisi etkili birer alan haline geldi. İnsanoğlunun doğaya karşı olan hakimiyeti artış gösterdi. Demir aletlerin üretimi, yalnızca dönemin devletlerince değil halk tarafından da yapıldı. Bu vesileyle, küçük üreticiler devletten bir nebze bağımsız yaşayabildi. Ayrıca, çiftçiler de kendi tarlalarında kullanacakları gereçlere kolaylıkla ulaşabilecek duruma geldiler. Demir Çağı birçok olumlu ve olumsuz etkisiyle Anadolu’da bu şekilde yaşandı. İlerleyen süreçte, Anadolu’ya egemen olan bağımsız yerel krallıklar, milattan önce 330 yılı sonrası Büyük İskender seferiyle tarih sahnesinden ayrıldı.

     Nitekim bundan önce, de yabancı faktörler daha önce Anadolu’da Ahanemiş siyasi gücü ile etki gösteriyordu. Son Demir Çağı’nda, milattan önce 547 546 yılları itibariyle Anadolu bölgelerinde kültürler çoktan Pers devleti Ahanemiş’in baskısıyla iç içeydi.


Kaynaklar;

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen adınızı buraya girin