Selçuklu ve Osmanlı Dönemi Yapılarında Taçkapı
Osmanlı Dönemi, Bursa Ulu Cami kuzey taç kapısı

Selçuklu Dönemi Taçkapı

Türkler, Müslümanlığı 9. Asırda kabul ettikten sonra, dini mimari eserlerde değişimler yaşandı. Sonraki yüzyıllarda yapıların cephelerine görkemli ve sanatsal, taç kapı kemerleri ile tamamladılar. Ve bu taç kapılar, yüz yıllar boyunca yapılara şeref vermek için inşa edildi. Öncelikle değinmemiz gerekirse, Anadolu Selçuklu dönemi yapılarında en fazla vurgulanan kısım, giriş kesimleri ve taç kapılardır. Bu dönemlerde taç kapılar anıtsal görünümü ve süslemeleri ile yapılarda dikkat çeken unsur olarak ön plana çıkmaktadır. XI. Yüzyıldan itibaren Anadolu da etkisini artırmaya başlayan Selçuklular, daha sonraki yüzyıllarda siyasi olarak hakimiyeti ele almıştır.

Anadolu Selçuklu Devleti'nin son dönemlerinden kalma bir eser olan Hacı Kılıç Camisi ve Medresesi
Anadolu Selçuklu Devleti’nin son dönemlerinden kalma bir eser olan Hacı Kılıç Camisi ve Medresesi

Bu hakimiyetten sonra, genellikle 13. Yüzyılda çok sayıda cami, han, hamam, medrese, türbe gibi eserler inşa etmişlerdir. Anadolu Selçuklu döneminin taç kapı mimarisinin değişilmez unsurlarından birisi de mukarnaslardır. (mukarnas: İslam sanatında yapılarda geometrik bezeme, süsleme). Mukarnaslar bu dönemde her daim taç kapıların değişilmez unsuru olmuştur. Bu dönemde zengin taş işçiliğinin en iyi sergilendiği yer taç kapılardır. Taç kapıların, üzerine küçük mimari figürler, yazı kuşakları ve süslemelerle birlikte görsel bir sanat eserine dönüşmekteydi. Anadolu Selçuklu döneminde Mukarnas ve Nişlerle zenginleştirilen taç kapılar, gülbezek ve kabara ve bitkisel süsleme teknikleri de kullanılmaktaydı.


Selçuklu Dönemi Sonu Taç Kapıları

Anadolu Selçuklu Devleti, Moğollar tarafından yıkılmasından sonra, Anadolu genel olarak dağınık bir biçimde beylikler halinde dönüştü. Beylikler döneminde ise genel olarak geçmiş Anadolu mimarisine bağlı kalınmıştır. Daha çok bu mimari geleneklere orta Anadolu kesiminde etkisini sürdürmeye devam etmiştir. Batı Anadolu taraflarında ise batı mimarinden esinlenmeler görülmüştür. Beylikler döneminde ki yapılarında geçmişteki geleneksel mimari çizgilerin izlemesine rağmen özellikle batı beyliklerinde önemli yeniliklerde görülmüştür. Bu dönemde tuğla örgü malzemesi de kullanılmış, taş ve tuğlanın birlikte kullanıldığı, almaşık duvar örgüsü de rağbet görmeye başlamıştır.

Görkeminden daha çok işlevinin ön plana çıktığı, 14. Yüzyılın başlarında yapılan yapıların çoğunda taç kapı yoktur. 14. Yüzyılın ikinci yarından itibaren mimari faaliyetler gelişmeye başladıktan sonra ise Anadolu Selçuklu taç kapılarından farklı taç kapılar inşa edilmiştir. Anadolu Selçuklu döneminde yapılan, taç kapılarda gördüğümüz en boy oranı değişmiş ve eni boyuna oranla daha fazla uzamıştır. Zengin şeritlerle süslenen yan kanat ön yüzeydeki bezeme, yerini silmelere bırakmıştır. Köşe sütunları ve yan niş gibi kısımlara yer verilmiştir.

Dikkatinizi Çekebilir;  Vida Gabor Kimdir? Kısaca Hayatını Okuyalım
Anadolu Selçuklu Devleti Taç Kapı Mimarisi - Konya Üç Taç Kapı
Anadolu Selçuklu Devleti Taç Kapı Mimarisi – Konya Üç Taç Kapı

Osmanlı Dönemi İlk Yüzyılları Taç Kapılar

1299 yılında kurulan Osmanlı beyliğinin mimarisi batı Anadolu beylikleri ile benzerlikler gösterir. Bu dönemler de Osmanlı Mimarisinden söz etmek mümkün değildir. Bu dönem de yapılan cami mimarisinde Anadolu Selçuklu döneminden değişik olarak, genelde tek kubbeyle örtülü küçük boyutlu cami ve mescitler inşa edilmiştir. 14. Yüzyıl Osmanlı mimarisi için arayışlarla geçen bir yüzyıl olmuştur. Bu yüzyılda bazı yapılarda taç kapı görülmezken, bazılarında ise Selçuklu döneminden farklı taç kapılı yapılar yapılmıştır. Osmanlı taç kapılarının ilk örneklerine 14. Yüzyılın ikinci yarısında rastlanmaktadır. Bursa Ulu Cami ve Bursa Yıldırım Cami bunlara birer örnektir.

Osmanlı mimarisinin gelişimi genel olarak, 14. Yüzyıl sonlarına doğru gelişmeye başlamış ve tarihe geçen yapılarını inşa etmiştir. Bu yüzyılda mimari faaliyetlerin artışı ile plan kalıpları ve mimari yapılarda önemli gelişmeler yaşanmıştır. Bu yıllarda Selçuklu mimarisine özgü taç kapıları görmek mümkün değildir. Yapılan yapılarda genel olarak giriş cepheden çıkıntısı olmayan kemerli açıklıklarla sağlanmıştır. Genel olarak, ele alacak olursak 1300 ve 1500 yılları arasında inşa edilen çeşitli yapılara bakıldığında taç kapılı yapılar da vardır. Ancak bu taç kapıların özellikleri Anadolu Selçuk devleti dönemindeki taç kapılar ile farklılık gösterdiği görülmektedir.


Sivas Gök Medrese

Anadolu Selçuklu Döneminde, batı yönündeki giriş kapısının üzerindeki kitabesinde yazan bilgiye göre, 1271 yılında Sahip Ata Fahrettin Ali’nin mimar Kaluytan’a yaptırdığı bilgisi bulunmaktadır. Medrese de 2 adet minare bulunmaktadır. 13. Yüzyıl sanatsal karakterini tam anlamı ile gözler önüne sermektedir. Gök Medrese, özellikle anıtsal mermer taç kapısı ile dikkat çekmektedir. Taç kapı, girişin tamamının yaklaşık 1/3 oranında yer tutmaktadır. Taç kapının dış şeridinden sonra üç taraftan dönen, bitkisel ve geometrik şekilde olan bordürler çevrelemektedir. Taç kapının girişi, basık kemerli geçmeli renkli mermer şeklinde tabana kadar uzanan bir biçimde uzanmaktadır. Üst köşe taşlarından ise benzersiz bir motif olarak, birer yaprak kabartması bulunmaktadır. Yaprağın içinde iç içe geçmiş şekilde hayvan başları bulunmaktadır.

Koç, tilki, boğa, ördek, at, kuş, aslan, yılan ve fil başlarının tanındığı bu kompozisyonda, burç işaretlerinin yansıtıldığı düşünülmektedir. Türklerin daha önceleri kullandığı 12 hayvanlı takvimde de bu hayvanların bir kısmı bulunmaktadır.Taç kapının 14 sıralı mukarnastan meydana gelen kavsarası petek görüntüsünü yansıtmaktadır.

Sulçuklu dönemi taç kapı örneklerinden, Sivas Gök Medresesi
Sulçuklu dönemi taç kapı örneklerinden, Sivas Gök Medresesi

Kaynakça;

  • Orta Asya’da Türk Mimarisi: Gözde Ramazanoğlu
  • Erken Dönem Osmanlı Mimarisinde Taç kapılar: Şakir Çakmak
  • Sivas Kültür Envanteri: Vakıflar Genel Müdürlüğü
  • Web araştırmaları

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen adınızı buraya girin