Harzemşahlar Devleti
Harzemşahlar Devleti

Harzemşahlar Devleti

Harzemşahlar adı aslında, İslamiyet öncesi dönemlerden beri Türklerin Harizm bölgesine hakim olan hükümdarlar ve emirler için kullanmış olduğu bir isimdir. Harzemşahlar’ın devlet haline gelmeleri, Harizm bölgesinde çok geniş bir alana yayılarak gittikçe güçlenmeleri sonucunda gerçekleşmiştir.

Harzemşahlar adı aslında, İslamiyet öncesi dönemlerden beri Türklerin Harizm bölgesine hakim olan hükümdarlar ve emirler için kullanmış olduğu bir isimdir.
Harzemşahlar adı aslında, İslamiyet öncesi dönemlerden beri Türklerin Harizm bölgesine hakim olan hükümdarlar ve emirler için kullanmış olduğu bir isimdir.

Taştdar Anuştegin oğlu Kutbiddin Muhammed, 1097 senesinde Büyük Selçuklu Devleti Sultanı Melik Şah tarafından Harizm bölgesinin valisi olarak atanmıştır. Bu atama, bölgede Harzemşahlar hanedanının başlangıcı olmuştur. Bununla birlikte Harzemşahlar, bölgelerinde önemli etkiler bırakacak, çok geniş coğrafyaya yayılmış bir Türk devleti olarak tarih sahnesinde yer almıştır. Harzemşahlar devletinin Türk oldukları konusunda hiçbir şüphe bulunmamaktadır.


Harzemşahlar Devleti’nin en hareketli senelerinin başlangıcı Sultan Alaaddin Muhammed’in devletin başına geçmesi ile başladı.
Harzemşahlar Devleti’nin en hareketli senelerinin başlangıcı Sultan Alaaddin Muhammed’in devletin başına geçmesi ile başladı.

Harzemşahlar Devleti’nin, en hareketli senelerinin başlangıcı Sultan Alaaddin Muhammed’in devletin başına geçmesi ile başladı. Gurlularla başarılı mücadeleler veren Sultan Alaaddin, Batı Karahanlıları da tarih sahnesinden sildi. Kıpçaklar üzerine, çok başarılı seferler düzenledi ve Gazne şehrini fethettikten sonra da burasını oğlu Celaleddin’e verdi. Fakat Sultan Alaaddin, tam anlamıyla en iyi günlerini yaşamaktaydı. Bu başarılarının, kendisine katmış olduğu özgüven, onun ve devleti için adeta cehennemin kapılarını aralayacak olan olaylar silsilesinin başlangıcı olacaktı.


Harzemşahlar’ın Moğollarla Mücadelesi

Birçok zafer ve başarı ile devletini genişleten ve güçlendiren Sultan Alaaddin, adeta gücünün zirvesinde idi. Hatta, rakiplerini ortadan kaldırmak için İsmaili tarikatına mensup fedaileri hiç çekinmeden kullanan Halife Nasır Lidinillah’ı, halife olarak tanımadığını dahi ilan etmişti. Sultan Alaaddin, o kadar kendisine güveniyordu ki, Bağdat’ta bulunan halifeye karşı askeri bir harekata girişmeye hazırlanmaktaydı. Tüm bu gelişmeler yaşanırken, Harzemşahlar Devleti’nin kaderini değiştirecek bir olay meydana geldi. 1218 senesinde 450 kişilik bir Moğol kervanı, Harzemşah Devleti’nin sınırları içerisinde yer alan Otrar’da baskına uğradı ve kervanda bulunan herkes kılıçtan geçirildi. Bunun üzerine Cengiz Han, Sultan Alaaddin’e bir elçi heyeti göndererek hem suçluların iadesini hem de maddi kayıpların tazminini talep etti.

     Bu talebin, Sultan Alaaddin tarafından çok sert biçimde karşılanıp elçi heyetinin öldürülmesi, Harzemşahlar Devleti için sonun başlangıcı olacak kapıyı aralamıştı. Cehennemin aralanan bu kapısından giren Moğol orduları, Harzemşahlar’a ait müstahkem mevkileri bir bir düşürüyor, karşı koyan şehirleri de korkunç katliamlara maruz bırakıyorlardı. Harzemşahlar’a ait en önemli şehirler çok hızlı bir biçimde Moğol ordularının eline geçmekteydi.

Moğolların, lideri Cengiz Han’ın neredeyse bütün Harzemşah şehirlerini çok kısa bir süre içerisinde ele geçirmiş olması Sultan Alaaddin’i çok ciddi biçimde korkuttu.
Moğolların, lideri Cengiz Han’ın neredeyse bütün Harzemşah şehirlerini çok kısa bir süre içerisinde ele geçirmiş olması Sultan Alaaddin’i çok ciddi biçimde korkuttu.

Harzemşahlar – Otrar Hadisesi

Otrar hadisesinde Moğol kervanının katledilmesi ve Harzemşahlar’ın Sultanı Alaaddin’in fevri bir biçimde Moğol elçilik heyetini öldürmesinin bedeli çok ağır olacaktı. Henüz, Çin’e olan seferlerini tamamlamamış durumda bulunan Cengiz Han’ın öfkesi Harzemşahlar Devleti üzerine yönelmiş ve yüzbinlerce Müslüman vahşice katledilmiştir.

Cengiz Han’ın neredeyse bütün Harzemşah şehirlerini çok kısa bir süre içerisinde ele geçirmiş olması Sultan Alaaddin’i çok ciddi biçimde korkuttu. Sultan Alaaddin, Cengiz Han’dan kaçmak için Hazar Denizi’nde bulunan bir adaya sığındı ve burada hastalanarak oğlu Celaleddin Harzemşah’ın kollarını yaşamını yitirdi. Bir söylentiye göre burada Celaleddin Harzemşah, Moğlollar’a karşı herşeyi deneyeceğine dair yemin etmiştir.

Otrar hadisesinde, Moğol kervanının katledilmesi ve Harzemşahlar’ın Sultanı Alaaddin’in fevri bir biçimde Moğol elçilik heyetini öldürmesinin bedeli çok ağır olacaktı. Henüz, Çin’e olan seferlerini tamamlamamış durumda bulunan Cengiz Han’ın öfkesi Harzemşahlar Devleti üzerine yönelmiş ve yüzbinlerce Müslüman vahşice katledilmiştir.

     Cengiz Han’ın neredeyse bütün Harzemşah şehirlerini çok kısa bir süre içerisinde ele geçirmiş olması Sultan Alaaddin’i çok ciddi biçimde korkuttu. Sultan Alaaddin, Cengiz Han’dan kaçmak için, Hazar Denizi’nde bulunan bir adaya sığındı ve burada hastalanarak oğlu Celaleddin Harzemşah’ın kollarını yaşamını yitirdi. Bir söylentiye göre burada Celaleddin Harzemşah, Moğlollar’a karşı herşeyi deneyeceğine dair yemin etmiştir.

Dikkatinizi Çekebilir;  Zenta Savaşı Sonuçları - Osmanlı 30 Bin Askerini Kaybetti

Moğollar’a Direnen Harzemşahlar Kahramanı: Celaleddin Harzemşah

Celaleddin Harzemşah, Moğolları ve Cengiz Han’ı dahi mağlup etmeyi başaran ilk hükümdar olmasına rağmen, aslında babası tarafından veliaht dahi ilan edilmemişti. Fakat Moğollar’a karşı kazanmış olduğu zaferler onu Harzemşahlar Devleti’nin tartışmasız hükümdarı yapmıştır. İlk olarak 1216 senesinde babası ile çıkmış olduğu seferde Cengiz Han’In büyük komutanı Cuci’yi bozguna uğrattı. Celaleddin Harzemşah, devleti yıkımın eşiğine getiren Moğol tehdidine karşı daha iyi odaklanabilmek adına iç çekişmeleri tamamen bırakmak istedi. Fakat iç çekişmelerin kendisinin yakasını bir türlü bırakmadığı Celaleddin Harzemşah, defalarca uğradığı ihanetten ve komutanlarının kendisini yüz üstü bırakmasından canını kurtarabilmeyi başardı.

Celaleddin Harzemşah
Celaleddin Harzemşah

Celaleddin Harzemşah, her şeye rağmen Moğollarla mücadele etmeyi kararlılıkla sürdürmüştür. 1221 senesinde, yeni bir ordu kurarak çok büyük bir Moğol ordusunu mağlup etmiş ve Moğolların yenilmezlik efsanesini tekrar yerle bir etmiştir. Moğol ordularını ardı ardına bozguna uğratmayı başaran Celaleddin Harzemşah’ın, ordusunda bulunan komutanlarının ganimet paylaşma konusunda birbirine düşmesi Cengiz Han’ı harekete geçirmiştir. Cengiz Han, Celaleddin Harzemşah’ın ordusunu Sind Nehri kıyısında yakalayarak etrafını tamamen çembere almıştır. Celaleddin Harzemşah, az sayıdaki askeri ile kendisini çembere almış olan Moğol ordusuna karşı hiç beklenmeyecek bir hareket gerçekleştirdi.

     Cengiz Han’ın da bulunmuş olduğu, merkez kuvvetlerine doğrudan hücum ederek herkesi şaşkına uğrattı. Harzemşahlar‘ın lideri Celaleddin Harzemşah ve askerleri öylesine destansı bir mücadele veriyordu ki adeta bu imkansız savaşı kazanmak üzere idiler. Ancak Cengiz Han’ın 10 bin kişilik yedek kuvvetlerini savaş nizamına sokarak savaşa dahil etmesi, savaşın kaderini tamamen değiştirdi. Mağlubiyetin kesin olduğunu anlamış olan Celaleddin Harzemşah, buna rağmen askerleri ile birlikte kanının son damlasına kadar mücadele etmeyi sürdürmekteydi. Celaleddin Harzemşah’ın bu mücadelesi Cengiz Han’da dahi çok büyük bir hayranlık uyandırmış ve ağzından şu tarihi kelimelerin dökülmesine sebep olmuştur: ”İşte benim oğlum, böyle olmalıydı.”

Harzemşahlar’ın Yıkılışı – Sultan Alaaddin Keykubad

     Cengiz Han’a karşı, Sind nehrinde vermiş olduğu savaşı kaybeden Celaleddin Harzemşah, ordusundan geri kalan birkaç kişilik bir grupla Hindistan’a sığınmayı başardı. Burada, gerçekleştirmiş olduğu siyasi münasebetler neticesinde tekrar güçlendi. Ardından 1224 senesinde harekete geçerek, İran’ın tamamını hakimiyeti altına almayı başardı. 1225 senesinde de Azerbaycan’ı ele geçirip, Gürcistan’a akınlar düzenledi. 1226 senesinde, Tiflis’i de ele geçiren Celaleddin Harzemşah, eski gücüne hızla kavuşmaktaydı.

Sultan Alaaddin Keykubad’
Sultan Alaaddin Keykubad’

     Celaleddin Harzemşah, her ne kadar eski gücüne ulaşmış olsa da yaklaşmakta olan tehlikenin büyüklüğünün son derece farkındaydı. Bu nedenle, hem Anadolu Selçuklu Devleti hem de Eyyubilerle Moğollar’a karşı ittifak gerçekleştirmek için girişimlerde bulunmuştur. Fakat Anadolu Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubad’ın, bu ittifak teklifine olumlu yaklaşmaması neticesinde Celaleddin Harzemşah, Anadolu’yu istila etmeye karar vermiştir. Celaleddin Harzemşah’ın bu politikasına, Eyyubilerle ittifak kurarak karşılık veren Alaaddin Keykubad, 1230 senesinde Yassı Çimen savaşında Celaleddin Harzemşah’ı bir çırpıda mağlup etti. Savaş alanından kaçmayı başarabilen Celaleddin Harzemşah, aynı zamanda Moğol takibinden de kurtulabilmek amacıyla dağlara kaçtı ve burada eşkıyalar tarafından öldürüldü.

     Celaleddin Harzemşah gibi bir kahramanın, bu şekilde hazin bir sonla hayatını kaybetmesine ne halkı ne de Moğollar dahi uzun bir süre inanamamıştır. Celaleddin Harzimşah’ın ölümünün ardından, kendisine tabi olan emirlerin birçoğu Sultan Alaaddin Keykubad’ın hizmetine girdi. Böylece, Harzemşahlar Devleti de tarih sahnesinden çekilmiş oldu. Sultan Alaaddin Keykubad’ın, kendisini çok uğraştırmış olan Celaleddin Harzemşah’ı bu kadar kolaylıkla ortadan kaldırmış olması Cengiz Han’ı oldukça etkilemiştir. Cengiz Han, Yassı Çimen savaşı neticesinde, Anadolu Selçuklu Devleti’nin çok güçlü bir devlet olduğu kanaatine varmıştır. Bu sebeple, Cengiz Han ve orduları uzunca bir süre boyunca Anadolu’ya yayılma girişiminde bulunma planlarını uygulamaya geçirmemişlerdir.


CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen adınızı buraya girin