Kazıklı Voyvoda
Kazıklı Voyvoda

Kazıklı Voyvoda Kimdir?

     Kazıklı Voyvoda, asilzade II.Vlad Dracul’un ikinci oğlu olarak Transilvanya’da doğdu, Ejderha Düzeni olarak bilinen Hıristiyan şövalyelerinin gizli bir tarikatına girdiği sırada “Dracul’un oğlu” anlamına gelen Dracula adını aldı. Günümüzde Romanya’nın bir parçası olan Walachia’nın hükümdarı Vlad Tepes, düşmanlarına karşı işkence, sakatlama ve toplu katliam da dahil olmak üzere uyguladığı acımasız taktiklerle ünlendi.

     Kurbanlarının karnını deşmekten, başlarını kesmekten, kaynatmaktan ya da canlı canlı derilerini yüzmekten çekinmemekteydi. Bununla beraber asıl tercih ettiği yöntem; kazığa çakmak ya da vücutlarına tahta bir kazığı sürmek, onları maruz kaldıkları durum içinde ölüme terk etmekti. III.Vlad’ın yani Kazıklı Voyvoda’nın 1462’de Osmanlı ilerlemesine karşı yürüttüğü sefer sırasında, Tuna kıyılarında kazığa tutulan 20.000 kadar kurbanı olduğu bildirildi. Birçok, Bulgar Türk halkı ve Osmanlı askerlerini kazığa oturtarak öldürmüştür.

Kazıklı Voyvoda, kurbanlarının karnını deşmekten, başlarını kesmekten, kaynatmaktan ya da canlı canlı derilerini yüzmekten çekinmemekteydi.
Kazıklı Voyvoda, kurbanlarının karnını deşmekten, başlarını kesmekten, kaynatmaktan ya da canlı canlı derilerini yüzmekten çekinmemekteydi.

İlerleyen süreçte, Macar güçleri tarafından yakalanıp hapsedildi. Sonunda, 1476’da koltuğunu geri kazanabildi. Ancak aynı yıl savaşta öldürüldü. Bazı tüyler ürpertici kayıtlar, Kazıklı Voyvoda’nın, kurbanlarının kazığa uğramış bedenleri arasında yemek yemeyi sevdiğini ve hatta ekmeğini onların kanına batırdığını iddia etti. Onun yasal olarak kabul edilen adı, Drakula olsa da yaptığı vahşet uygulamaları onun kirli bir nam ile anılmasına neden oldu.  Bu Kazıklı Voyvoda namı, Bram Stoker’in ünlü vampir romanı Dracula için kısmi bir ilham kaynağı olmuştur.


     Kazıklı Voyvoda Tokat Kalesi

     Ayrıca, günümüzde Kazıklı Voyvoda’nın tüm hayatı ve yaptığı barbar uygulamalar haricinde, tutsak olduğu süre ile alakalı olarak da birçok yorum bulunmaktadır. Hürriyet gazetesine göre, Türkiye’nin kuzeyindeki Tokat Kalesi’nin restorasyonu için çalışan arkeologlar, Kazıklı Voyvoda’nın rehin tutulduğu iki zindan keşfettiler. Arkeolog İbrahim Çetin gazeteye verdiği demeçte, eski kalenin içindeki zindanların hapishane gibi inşa edildiğini söyledi. III.Vlad’ın hangi odada tutulduğunu, tahmin etmenin zor olduğu belirtti. Çetin’in röportajında, kullandığı diğer cümlelerle Dracula’nın orada bulunmuş olmasından etkilendiği ve ambiyansın oldukça ilgi çekici olduğu ortadaydı.


Aizanoi Antik Kenti – Müthiş Roma antik kenti okumak için tıklayabilirsiniz… https://www.tarihcantasi.com/aizanoi-antik-kenti/


Kazıklı Voyvoda'nın esir tutulduğu Tokat Kalesi
Kazıklı Voyvoda’nın esir tutulduğu Tokat Kalesi

      Drakula’yı tutan iki zindana ek olarak arkeologlar, ayrıca bir askeri sığınak ve yakındaki bir Roma hamamına erişmek için kullanıldığına inanılan gizli bir tünel ortaya çıkardılar. Yine arkeolog İbrahim Çetin, kalenin ve Kazıklı Voyvoda gizeminin bu tünellerle birlikte oldukça arttığını belirtiyor.


Kazıklı Voyvoda’nın Osmanlı İlişkisi

     1442’de Eflak hükümdarı, (bugünkü Romanya’nın bir parçası) Osmanlı İmparatorluğu ile diplomatik bir göreve adım attı. Bu çıkar niteliğindeki görev, 11 yıl önce Doğu Avrupa’da Hristiyanlığı Osmanlılara karşı savunma sözü vermiş olan II.Vlad için, Ejder Nişanı olarak bilinen şövalyeler kardeşliğine karşı bir inanç paradoksuydu. Kazıklı Voyvoda’nın babası olan II.Vlad, komşu Erdel topraklarından bir rakibi ile savaşmak için Osmanlı Sultanı II. Murat’ın yardımına ihtiyaç duydu. II.Vlad, nihayetinde Osmanlılardan istediği askeri desteği aldı, ancak bunun bir bedeli vardı.

Dikkatinizi Çekebilir;  Napolyon Bonapart Savaşları Neden Yapıldı?
Tokat Kalesi, gizli geçitler
Tokat Kalesi, gizli geçitler

     Eflak hükümdarı II.Vlad, sadakatini sağlamak için iki oğlunu siyasi tutuklu olarak geride bırakmayı kabul etti. Bu çocuklardan biri Kazıklı Voyvoda idi. Çocuklar, 12. yüzyılın sonunda Selçuklu Türkleri tarafından fethedilen ve 1392’de Osmanlı İmparatorluğu’na katılan Tokat kasabasının üzerinde kayalık bir uçurumun tepesinde pitoresk bir kalede rehin tutuldu. Kalenin içindeki esaret, genç III.Vlad’ın içinde iltihaplandı ve Osmanlılara olan nefreti arttı. Serbest bırakıldıktan ve nihayetinde Eflak tahtına geçtikten sonra, yaşlı prensin Osmanlı İmparatorluğu’na karşı kini o kadar acımasız bir şekilde açığa çıkacaktı ki, yüzyıllar sonra sadece Kazıklı Voyvoda ve klasik bir korku masalının gerçek hayattaki ilham kaynağı olarak anılacaktı.


Kazıklı Voyvoda Fatih Sultan Mehmet

      1447’de III.Vlad’ın babası ve ağabeyi Mircea öldürüldü. III.Vlad, Tokat Kalesi’nden serbest bırakıldı. 1456’da tahta çıktı ve barbar yönetimini başlattı. İşkence, sakatlama ve toplu katliam içeren bir hükümdarlık süresi geçirdi. Kurbanların karınları kesildi, kafaları kesildi, derileri yüzüldü veya canlı canlı kaynatıldı. Kazıklı Voyvoda, 1462 yılında Osmanlılarla savaş halindeydi. Düşman kendisinin üç katı büyüklüğünde bir kuvvetle ilerlerken III.Vlad,  Romanya ormanlarında saklandı. Bu hamlesi vahşi gerilla taktiklerine güveninden kaynaklanıyordu. Voyvoda’nın güçleri kuyuları zehirle doldurdu, ekinleri yaktı ve hastalıklı adamlara Osmanlı saflarına sızmaları ve salgınlarını yaymaları için para ödedi. III. Vlad bu sıralarda, Fatih Sultan Mehmet’e başarısız bir suikast girişimi planladığı bile söylenmektedir. Bununla birlikte, 20.000 yenilmiş Osmanlı’nın Targoviste şehrinin dışındaki tahta kazıklara vurulmasını emretti.

Kazıklı Voyvoda, Fatih Sultan Mehmet suikast girişimi
Kazıklı Voyvoda, Fatih Sultan Mehmet suikast girişimi

     Bu insanlık dışı bir toplu katliamdı. Dehşete düşmüş olan Fatih Sultan Mehmet, kargalarla dolu ormana geldiğinde karşılaştığı görsel sonrasında Konstantinopolis’e çekildi. Macar kuvvetleri o yıl Kazıklı Voyvoda’yı ele geçirdi ve Voyvoda, hayatında ikinci kez hapse mahkûm edildi. Tarihçilerin çoğu tutsaklığının, Romanya’da gerçekleştiğine ve kesin yeri ve uzunluğu tartışmalı olmasına rağmen on yıldan fazla sürdüğüne inanıyor. Kazıklı Voyvoda, küçük kardeşi Radu’nun 1475’teki ölümünden sonra Eflak tahtını geri aldı. Ancak 1476’da Osmanlılara karşı savaşta öldürüldüğüne inanılan kısa ömürlü bir saltanat sürdürebildi.


Kaynaklar;

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen adınızı buraya girin